English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

Sufi ile Terapist Kitabı Çıktı

Ali Rıza Bayzan'ın yakında yayımlanacak olan "Sûfi ile Terapist" adlı kitabından

This is default featured slide 4 title

Sufi ile Terapist Kitabı Çıktı.

Sufi ile Terapist Kitabı Çıktı

Ali Rıza Bayzan'ın yakında yayımlanacak olan "Sûfi ile Terapist" adlı kitabından.

Sufi ile Terapist Kitabı Çıktı

Ali Rıza Bayzan'ın yakında yayımlanacak olan "Sûfi ile Terapist" adlı kitabından.

3 Ocak 2012 Salı

RÜYALAR: SÛFİ GÖRÜŞ AÇISINDAN



RÜYALAR: SÛFİ GÖRÜŞ AÇISINDAN 

Tasavvufta rüyalar iç dünyamızı yansıtan göstergelerdir.

Tasavvufi açıdan rüya üzerine çalışmalar yapan kendisi de sûfi yolunun bir 

izleyicisi olan Llewellyn Vahughan-Lee, tasavvufi görüş açısından şöyle 

yazmaktadır:


“Rüyalar, kendimizi görebileceğimiz aynalar gibidirler.


Saklı benliğimizi yansıtırlar kendi doğamızın gerçek yüzünü açığa vururlar.


Rüyalar sayesinde bu tanıdık ama yabancı ülkeyi bilir hale gelebiliriz.


Uyandığımız zaman, rüyalarımız geri dönüp içeri girebileceğimiz bir kapı aralığı, 

ruh arazisine atılacak bir adım olabilir. Her maneviyat yolcusu için, kendi yolunu 

bulması gereken içsel arazi budur.


Manevi rehber; ruhun büyük okyanuslarından, dağlarından ve nehirlerinden 

aşırarak derinliklerdeki gizli mahzenlerine götürür.


Bizler, Batı’da çok uzun zamandır, sadece dış dünyaya baktık; öyle ki, içe giden 

bu büyük yolculuğunu unuttuk.


Oysa gerçek güzelliğin ve gizemin bulunacağı yer iç dünyamızdır.”

Foto: Llewellyn Vahughan-Lee


Ayrılık

Elimden gelse öldürürdüm Ayrılığı


Sana ayrılığın ne olduğunu anlatırdım ama kalemin dili yetmez ki ayrılığı 

anlatmaya...

Yazıklar olsun ömrüm kavuşmak umuduyla sona erdi, ama şu ayrılık sona 

ermedi...

Başım eşiğindedir diye övünür, başımı feleklere yüceltirdim, bugün ayrılığın 

önünde eğdim başımı...

Kavuşmak rüzgarıyla nasıl kol kanat açıp uçayım? Gönül kuşum ayrılık yuvasında 

döktü tüylerini...

Şimdi ne çarem var? Sabır sandalım ayrılık yelkenini açtı da gam denizinde bir 

girdaba düştü boğuldu gitti...

Ucu kıyısı olmayan bu ayrılık deryasında, iştiyakının dalgalarıyla ömür gemisinin 

batmasına çok bir zaman kalmadı...

Ah bir elime geçse öldürürdüm ayrılığı...

Ayrılık günü de kararsın, ayrılığın evi barkı da yıkılsın, mahvolsun...

Hayal alayına yoldaşım, sabırla hemdem, ayrılık ateşine düştüm, firkattir 

arkadaşım...

Nasıl olur da canla başla vuslat davasına girişebilirim, bedenim kadere, kazaya 

sataşmış, gönlüm ayrılığa düşmüş...

İştiyak ateşiyle sevgiliden ırak, gönlüm kebap oldu.

Ayrılık sofrasında ciğerimin kanını içip durmaktayım...

Felek, başımı aşk çemberine esir olmuş görünce, boynumu da ayrılık ipiyle 

bağladı..

Hafız eğer bu yol, iştiyak ateşiyle gitseydi, kimse ihtiyarını ayrılık eline vermezdi 

(kimse seçmezdi ayrılığı)...

Hafız-ı Şirazi

Çeviri: Abdülbaki Gölpınarlı

sufi ile terapist


 Size gereken, Yüce Yaratanı sevmek ve O’ndan başka kimseden korkmamaktır. 

Ve bütün işleri onun rızasını gözeterek yapmak... 

 Bunlar “Kalp”le olur, dil gürültüsüne getirip söze boğmakla olmaz.

Sûfi Pir Abdülkadir Geylani (ö. 1166)


ACIRIM SANA!

ACIRIM SANA!
 Halk arasında söylediğin sözleri yalnız kaldığında söylüyor musun?... 
 Aynı duyguları tek başına kaldığın zaman da duyman mümkün oluyor mu?... 
 İşte bunları yapabiliyorsan mesele yok...
 Kapı önünde “TEVHİD”, içeriye girince “ŞİRK”, yakışır mı?
 Bu, nifak, ikiyüzlülük alametidir, içi bozuk olmanın ta kendisidir.
 Acırım sana, sözün kötülükten sakınma hakkında, kalbin ise fitne çıkarmaya istekli. 

Sûfi Pir Abdülkadir Geylani (ö. 1166)
PİR KİMİ ZAMAN BÖYLESİNE GÖK GÜRÜLTÜSÜ GİBİ KONUŞUR, TİTREYİP KENDİMİZE GELELİM DİYE

NEDEN UYUYORUZ


NEDEN UYUYORUZ?

Ortalama bir insan, yaşamının üçte birini uykuda geçirir. 

İlginç olan şu uykusuz yaşamaya çalışmaksa, insanı açlıktan daha çabuk öldürür.

Yeryüzünde yaşayan tüm canlıların uyur ya da en azından uyku benzeri bir 

duruma geçer. Ancak uykunun ne için olduğunu, hala bilmiyoruz.

Kimi bilim insanlarına göre uyku beynimizin ve bedenimizin kendini onarmak ve 

iyileştirmek için kullandığı bir süreçtir.

Kimi bilim insanlarına göre öğrendiklerimizi pekiştirmek için yaşadığımız bir 

süreçtir.

Ayrıntılı bilgi için bkz., TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Yaşamın Sırları, Ekim 

2004

Sûfiler daha çok uykunun rüya bölümü ile ilgilenmişlerdir. Sûfilere göre rüya, bir 

yönüyle fiziksel alemden metafizik aleme açılan bir penceredir.

Ali Rıza Bayzan (Admin)

sufi ile terapist


Niçin Allah'a yalvarmıyorsun?

Gece yarısı kalk,

ikilik âleminden geç, 

yüzünü yere koy, 

iki damla yaş dök.

Şems-i Tebrizi, Makalat


sufi ile terapist


İnsan sevdikçe iyileşiyor, artık anladım.

Turgut Uyar (ö. 1985)


insan


Eğer bir insan, 
 
hem çalışkan hem de akıllı ise takdir et;
 
çalışkan fakat akıllı değilse dikkat et;

 akıllı fakat tembel ise ikaz et; 

 hem akılsız hem tembel ise terket.

Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli


SUSMAK


ŞEMS-İ TEBRİZİ/SUSMAK
 
Nihayet söz alanı geniş ama o, geniş alanda mana daralıyor. 
 
Bu darlaşan mana alanının ötesinde başka mana olmayınca yazı ve söz alanının 

genişliği de kalamaz. 

Yazının kaleme gelmeyen sesi kısılır, harfler silinir. 
 
O zaman susmak, mana eksikliğinden değildir, belki de mânanın 

parlaklığındandır.

Şems-i Tebrizi, Makalat



sufi ile terapist


Hayat dağılır muhit dağılır tabiat dağılır.
Söz dağılır yazı dağılır ses dağılır.
Suret dağılır. Siret dağılır.
Dağılan kalptir aslında vahdet ve talep makamında.

Nazan Bekiroğlu/Mor Mürekkep

sufi ile terapist


 Mevlevî Semâ'sında; ortada bir semâzenbaşı,
 onun çevresinde dairesel olarak dönen semâzenler bulunmaktadır. 
 Merkezdeki semâzenbaşı, hem güneşi hem de atomun çekirdeğini simgelemekte,
 onun etrafındakiler dönen gezegenleri
 (ve atom çekirdeği etrafında dönen elektronları) 
sembolize etmektedir.

Bayram Ali Çetinkaya, “Âşıkların Raksı”


sufi ile terapist


Bir yere girmek istediğin zaman, oradan nasıl çıkacağını da düşün.

Hangi işe girişmek istersen iste, işin başından sonunu gözet.

Nasır-ı Hüsrev (ö. 1077) Saadet-Name


sufi ile terapist


Allah’ın en güzel eseri gönüldür. 

Mevlana, Mesnevi

TASAVVUF NEDİR?


TASAVVUF NEDİR?

Tasavvuf bir yeniden doğuş sanatıdır.

Bir kimsenin doğallığını yeniden kazanma sürecidir.

Tekdüzeliği aşma yoludur ve yaratıcı vizyon aracıdır. 

Hayata, kozmik yasalara, gerçek fıtrata sadakattir. 

Kültürel benden kurtuluş ve kozmik bene varıştır.


A. Rıza Aresteh


Zaman nedir




Herkes saatin kaç olduğunu sorar, 

günlerden hangi gün, aylardan hangi ay, yıllardan hangi yıl diye sorar.

Çocuklarsa durur durur "ZAMAN NEDİR?" diye okkalı bir soru sorar.

Gel de çık işin içinden.

Elinle tutamazsın, gözünle göremezsin, tarif edemezsin 

ama zaman sende, sen zamanda yaşarsın.

Ali Rıza Bayzan (Admin)

sufi ile terapist

Sevgilinin yüzü mü; aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcımdır. 
Âşığın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtap. 
Göz... Savaşı başlatan haberci. 
Bakış... Elde olmayan kader; ilâhî kaza
Ve aşk... Kalp ile göz arasında kutlu bir hadise.

İskender Pala

KAFA GÖZÜ, KALP GÖZÜ


KAFA GÖZÜ, KALP GÖZÜ

1. KAFA GÖZÜ:

Gözümüzün görebildiği ışık yelpaze o kadar dar bir alandır ki kendimizi görme 

engelli bile sayabiliriz:)))
 
Resimde ışık yelpazesi yer almaktadır. Bu yelpazede görülebilir ışıklar (visible 

light) çok küçük bir yer tutmaktadır.
 Gözümüz, mor ötesi, kızıl ötesi ışınları görmez. Daha ötesinde yer alanları hiç 

görmez.
2. KALP GÖZÜ:
 
Sûfiler kafa gözünden başka kalp gözünden de söz ederler.
 
Eğer kalp gözü hiç duyarlı değilse henüz açılmamış yani kör demektir; metafizik 

evrenden hiç bir şeyi göremez.
 
Ancak metafizik körler bile zaman zaman gündelik hayatta olsun rüyalarında 

olsun sürpriz açılımlarla karşılaşabilir.



Ali Rıza Bayzan'ın yayın aşamasındaki Sûfi ile Terapist adlı kitabından



sufi ile terapist



 Sûfi Yolu, tüketim için yaşamak yerine, yaşamak için tüketmeyi öngörür.

 Sûfi, şeytan kadar tüketim çılgınlığından da uzak durmakla yükümlüdür.

 Sûfi, vahşi kapitalizmi değil şefkat ve merhameti esas alır.

Ali Rıza Bayzan (Admin)

Resim: Bodrum'da çöplükten geçinen çocuklar

SABIR/HÂFIZ-I ŞİRAZİ


SABIR/HÂFIZ-I ŞİRAZİ 

Kalk saki; 

sunkadehi. 

Toprak yağdır kederlerin başına.

Avucuma koy mey kadehini

ki çıkarayım üstümden şu mavi cübbeyi.

Akıl sahiplerince hiç de hoş değil,

ayıptır amma

İstemeyiz biz ne arı,

ne adı.

Ver şu badeyi,

nedir bu gurur,

bu çalım?

Taş yağsın şu itaatsiz nefsin başına!

İnleyen göğsümün ateşi, âhı

yaktı tüm hamervahları.

Görmüyorum kimseyi ne has kişilerden

ne avamdan

şeyda gönlüme sırdaş.

Öyle bir sevgiliyleyim,

rahat yüreğim

ki kalmadı birden gönül huzurum.

Bakmaz bir daha çimenlikteki selviye

Kimin ilişirse gözü gümüş bedenli selviye.

Sabret Hafız gecenin, gündüzün zorluğuna.

Nasıl olsa ereceksin bir gün muradına

/HÂFIZ-I ŞİRAZİ 




Ben Çitlenbik Ağacı Olsam


Ben Çitlenbik Ağacı Olsam

Ben çitlenbik ağacı olsam, sen, dallarımda gezinen bir çocuk…

Ben çocuk olsam, sen, zihnimde uçuşan bin bir sual…

Ben gece olsam, sen, karanlıklarımı yırtan bir güneş…

Ben pınar olsam, sen, su arayan bir yolcu…

Ben ağaç olsam, sen, ona dolanmış bir sarmaşık…
Ben kıyı olsam, sen, ona çarpan bir dalga…
Ben dalga olsam, sen, dudak sürdüğüm bir kıyı…

Ben kaval olsam, sen, onu üfleyen bir çoban…

Ben ay olsam, sen, onunla halleşen bir sevdalı…
Ben yol olsam, sen, gönlüm gibi, evi köyü kaybetmiş bir yolcu…
Ben gözyaşı olsam, sen, onu silen bir aşık…

Ben türkü olsam, sen, onu çağıran bir dudak…


Ben şarap olsam, sen, içtikçe içen bir sarhoş…


Ben sarhoş olsam, sen, haşrederek içtiğim bir şarap…


Ben rüya olsam, sen, onunla sabahlayan bir şeyda…


Ben ateş olsam, sen, onu yelpazeleyen bir el…


Ben tılsım olsam sen, onu saklayan gizli hazine…


Ben göz olsam, sen de onun bebeği…


Ben kalp olsam, sen de onun hayatı…


Ben nokta olsam, sen, onda gizlenmiş kainat…


Ben kainat olsam, sen, onun ruhu olan tek nokta…


Ben asırlardan asıra geçmiş bir miras olsam, sen, her devirde ona sahip çıkan 

mal sahibi…


Ya sen ne olsan, ey varı yoku, olmuşu olacağı, ala ve esfeli avuçlarında 

gördüğüm Rabbim? Bana sorarlarsa sen ağaçtan: ¨İnni en’allah!¨ diyen ses…

Ben de, korku ve dehşete düşmüş bir Musa…

Samiha Ayverdi/Dile Gelen Taş'tan